Gönül Demircioğlu

AKREPLE YELKOVAN ARASINDA

Bu diş ağrısı kesilecek gibi değil. Dünyayı sessize alıp yorganı üstüme çektim. Denizde yüzmüyormuşum, meğer kendi terimmiş. Sırılsıklam bir düşten çıktım. Yelkovanların tıkırtısı, alarmın sesiyle yarışıyor. Saate baktım ama anlamadım. Ben uyurken darbe mi oldu? Olsa da içeriye giremez. Burada herkes kendisiyle son derece meşgul. Terzi harıl harıl çalışıyor. Oturduğu koltukta, boynuna dolanmış metreyle dünyaya elbise biçiyor. Yosun kumralı, harç yeşili… Bunları giyecek çıplak yok, diyorum duymuyor. Dinlediği sadece metre. Belgeselci elinde deklanşörle olur olmaz sahneleri patlatıyor. Kan ter içinde olmam umurunda bile değil. Kimi zaman tencerelerden uzay gemisi yapıyoruz, kimi zaman mavisiz odamıza lunapark inşa ediyoruz. Ne zaman istemediği bir konuya sürülse dilim, yandı gülüm keten helva.

Bu ev üç katlı. En üstte Sakyangoz yaşar. Ona böyle bir adı saklanmayı sevdiğinden verdim. Tıpkı salyangoz gibi yuvasını sırtında taşır. Oradan aşağı inmez. Kalın perdeleri bildim bileli çekilidir. Kapısını da kimseye açmaz. Kâğıdı, kalemi olsun yeter. Yazdıkça yukarıdan aşağıya döker kelimelerin tozlarını. Hiç insan yüzü görmeden, dünyayı gezmeden bunca yazacak şeyi nereden bulur, bilmem. Hiyerarşide en üstte o olsa da dengeyi ben sağlarım. Çünkü hepsinin sarmalı, tek ortak kümeyim.

Orta katta Komutan var. Adeta kurulu bir dikte makinesi, her kararı kendi vermek ister. Kimseye nefes aldırmaz, çıkan kargaşalarda yargıçtır kendisi. Onun katında sadece Kader yaşar. O dilsiz bir beslemedir. En sevdiği şey pişpirik kâğıtlarından kule yapmak. Günahın bol olduğu yerde pişpirik kâğıdı da çok olur. Komutan anlatmıştı, günlerden böyle bir günmüş. Ben uyurken zil çalmış. Tekrar çalmış. Tekrar… O kadar ısrarla çalmış ki Sakyangoz hariç hepsi öfkeyle kapıya çıkmış. Karşılarında fötr şapkalı bir ayı görmüşler. Yogi’ye benziyormuş ama hiç gülmemiş. Kundaktaki bebeği uzatıp yeni bir bal kovanı aramaya gideceğini söyleyip birkaç gün ona bakmalarını istemiş. Komutan önce reddetmiş ama çocuğun yüzünü görünce kucağına alıvermiş.

Gel zaman git zaman, günler günleri kovaladı. Fötr şapkalı ayı dönmedi, Kader de sorduğu hiçbir soruya yanıt alamadığı için dilini yuttu. Böyle yaşayıp giderken herkes kendi iktidarını kurdu. Saatler birbirini tutmadı. Biri beklerken diğeri geçti. Öteki uyurken beriki uyandı. Ben mi? Ayaklarım yelkovan, kollarım akrep. Zaman içimde yarışta. Terzi işliyor. Belgeselci izletiyor. Komutan emrediyor. Kader susuyor. Kuşatmadayım. Tik. Tak.

0
0
0

Ne hissettin?

🌟 Büyüleyici

Paylaş