Öykü
83 içerik

DIŞARISI

Günlerden perşembeydi. Dışarıda yaşlı bir kadın pazar arabasını çekerek ilerliyordu. Kaldırımlar ıslaktı. Pencere camındaki buğuyu sildi. Derin bir nefes…

KAR TOPLUYOR

Pencereden baktım, ağaçlar savruluyordu, serpiştiren kar taneleri yerini yağmura bırakmış, gökyüzü açılmaya başlamıştı. Floresanların aydınlattığı koridor…

YAZ YARASI

Gözlerim sürekli Rocky ve Cambaz’ı arıyordu. Kalabalıkta birbirimizi kaybetmiştik. Yalnız kalmıştım. Kızgın ve öfkeli sesler, sarmıştı sokağı. Bu kadar…

ADAK

Güneş, her gün işkence için doğuyordu. Başka bir açıklaması olamazdı. Bu lanet kasabanın tepesinde doğsa ne, batsa ne? Birkaç haftadır buradayım. Ne kadar…

OLDU MU BE BABACAN!

Ben ne vakit oturup, çocukluğumun kahramanı olan bu adamla içsem kızmakla hüzünlenmek, ağlamakla gülümsemek arası kalırım. Vazifem, durmadan susmak, anlattıklarını…

TOKA YOK GÜNÜ

Kadın, telefonu omzuyla yanağı arasına sıkıştırdı. Özgürlüğüne kavuşan elleriyle kızının kıyafetlerini giydirmeye çalışıyordu. Küçük kız, uyku mahmurluğuyla…

UZUN BİR GECE

Sessizlik, toprağa düşen tüy gibi iniyordu geceye. Bahçedeki koca servilerden en bodur olanının gözyaşı gibi, beyaz, küçük bir tüy yavaşça ulaştı yere….

KARARINCA ORGANİK

“Efendim, hanımefendiler, beyefendiler! En güzel günlerin canıgönülden sizlerin olmasını dilerken, efendim… Bakın şu elimde görmüş olduğunuz kalem, aslında…

KÜSÜLÜM

Yaşlı bir tavuk gibi aksak ama telaşlı adımlarla verandaya çıktı. Başını hiç çevirmeden, gözünün ucuyla bahçe duvarının ardına baktı. Sabah namazı kılındı…

KALK, BEREKETİMİZ KAÇACAK

Eylülde bu sıcak… Aslında tam küfürlük de annem izin vermiyor. Sık ve koyu yeşil yapraklı, ulu cevizin gölgesi düşüyor üstüme. Edith Hamilton’ın Mitologya’sı…

YOL BOYUNCA

Hava kararmak üzere. Bavulumu muavine verdikten sonra isteğim, tekli koltuğuma yerleşip gözlerimi kapatacağım anın hayalini kurmak. Otobüs hınca hınç….

AYNALARIM YOK

“Aynalarım var. Türlü türlü, renk renk aynalar… Güzelliğinizi başkalarından evvel size söyleyecek, nice sırlar öğretecek aynalar. Mandrake’den el almış,…

NAZÊ

Dudağımın ucunda mırıl mırıl bir türkü, elimde takım çantasıyla girdim elektrikçi dükkânına. Köşedeki masasında kaşları yorgun, kirpikleri aralıklı, alnında…

BÜKLÜM BÜKLÜM

Koyu mavi. Uçsuz ve bucaksız. Sonsuz. Kumların kolları var. Belki de dev bir ahtapottu beni aşağı çeken. Tüm bunlar hayal de olabilirdi. Hatırlamıyordum….

BİN KELİME SON MEKTUP

Sokağın sonunda oturan arkadaşı Hümeyra’nın evinden henüz çıkmıştı ki onu gördü. Sol yanına attığı çantası ağırlıktan düşecek gibi duran postacı, bisikletiyle…

KURTAR BENİ

İnsanların tanımadığı kişilere güler yüz gösterme gereği duymadığı günlerden biriydi. Sefer, uyanmamak için direniyordu. Çünkü işten eve gece üçte dönen…

KOLTUK SEVDASI

Ter kokusuna bezenmiş otobüse adımını attı. Cümlenin üstünü çiz. Otobüs ter kokusuyla mı güzelleşiyor sanki? Ter kokusu sinmiş otobüse adımını attı. Çiz!…

SON İHTİYACI

Ölüm artık kadın için bir ihtiyaç olmuştu. Bunu fark ettiği an hiç şaşırmadı. Korkmadı da. Hatta nedendir bilinmez tüm benliğini bir huzur kapladı. Gözleri…

KAR SESSİZLİĞİ

Koltuğu öne çekip perdeleri sonuna kadar açıyorum. Biliyorum evin düzeninin bozulmasını eskiden beri sevmezsin ama görmeni istiyorum. Bak, kar her yeri…

KİR

Poposuna atılan ilk şaplakla acıyı öğrendi. Çıplaklığın üşüttüğünü de.

BİRİSİ

Daha demincek birisi çıktı şu kapıdan. Onun yemek yediği masayı yenice temizledim. Yarım bıraktığı ekmek dilimini, pasajın kedisine, et suyuna bandırıp…

SARI HASTALIK

Mutsuzluğumun sebebi boynumda asılı duran brandaydı. Ona çarptıktan sonra gün ışığından bana kalan ölgün sarıydı beni hasta eden. Sokak lambası ile aydınlandığında…

BÖĞÜRMEK

“Deli danalar gibi dönüp durma evin içinde.” dedi annem. “Nasıl yani.” dedim. “Dananın delisi de mi olurmuş?” “Olmaz mı, sen bizim köydekileri gör hele.”…

TAŞIN AĞIRLIĞI

İkiz kardeşini bodruma kilitlemek zorunda kaldığından beri kâbuslarla boğuşuyor Celal. Bilal’i kilitlemesinden kısa bir süre sonra başlayan bu kâbuslarda…

SEYİRCİ

İşten çıkmış yorgun adımlarla evine doğru yürüyor. İnsanları gözlemlemeyi, konuşmalara kulak kabartmayı çok sever. Hayatın içinden kesitleri hafızasında…

PRENSES

“Uluslararası alanda faaliyet gösteren müessesemizin prenses kadrosunda istihdam edilmek üzere tecrübeli eleman alınacaktır.

KOMŞULAR

Balkona tünemiş üç tombul güvercine benziyorlar. Benzetme bana ait değil, Korhan’a. Karşı apartmandaki komşularla dalga geçiyor ama onların beğenisinden…

İŞ HANININ AYAKKABICISI

Onu ancak ben anlatabilirim, büyülü sözlerimle. Herhangi birinizi suçlayamam da bu yaşlı adamın yüzündeki derin kırışıklıkların farkında değilsiniz diye….

TANPINAR’IN SÜKÛTU

Hem zihnimi hem bedenimi sarmış sayısız örümcek ağını kararlılıkla yırtıyorum. Tembelliğimi yırtıyorum. Yazı masamın başına geçip defterimin üzerine eğiliyorum….

ÇÖPLER

Bu sabah yolum; konteynerlerin az olduğu ve ev çöplerinin haftanın birkaç günü apartman önlerinden toplandığı semtlerden birine düştü. Şeffaf poşetin içinde…

MÜPTELANIN SANCISI

Beşinci ve son el oynanıyordu artık, masada sadece Bekir ve Bayram kalmıştı, bir de iki bin civarında bir para. Sarımsı loş ışığın altında iyice terlemişti…

HALEP KEÇİSİ

Ölenle birlikte, ölenin yaşı da oracıkta donarmış, hem tarih konulsa da insan unutmayınca hiçbir rakamın ehemmiyeti olmazmış. Cenab-ı Allah böyle buyurmuş,…

ALAN ATTI

60’lı yılların başında, geniş tarlalar kıyısında, yemyeşil bir bahçe içerisinde, sırtını hızar işletmelerinden birine vermiş, önünden ince bir derenin…

VAKT-İ KERAHAT

Herhangi bir saatte kapının çalınması yalnız yaşayan bir adam için sürpriz sayılırdı. Sürprizlerden hiç hoşlanmaz. Mercekten baktı, tanıyamadı. Yine de…

RÜŞVET

Sevda mutfağa geldiğinde öksürük sesleri devam ediyordu. Hiçbir şey demeden Haydar’ın hemen karşısındaki sandalyeye oturmuş, buz gibi gözlerle etrafı izlemeye…

HATIRALAR MÜZESİ

Gerçeküstü bir müzedeyim: Hatıralar Müzesi. Tamamen boş, eşyasız, tek katlı bir yapının içindeyim. Odasız, koridorsuz, büyük bir kare alanın tam ortasındayım….

POLYANNA’LARIN ÖYKÜSÜ

Söyleşiye yetişmek için koşar adım yürümeye başlıyorum. Yağmur ağır ağır çiseliyor, adımlarımı hızlandırıyorum. Bu havada ağır ağır yürümeyi, yağmurda…

ŞAİRİN GİDİŞİ

Odanın kokusunu alamıyorum. Ses yok. Işık safran sarısına yakın. Ilık mı sıcak mı serin mi umurumda değil. Kimsin sen? Bana çok yabancı, bana fersah fersah…

301

Yusuf, kömür tozlarından kararmış sarı iş eldiveninin dışı ile alnından akan ter damlalarını sildi. Bir anlığına dinlenmek için durdu. Kazmasına dirseğini…

AKVARYUM

Eve döndüğünde gururla karışık bir sevinçle sarıldı annesine Salih. Maide Hanım’ın yüzüne sevinçten ziyade, bir rahatlama ifadesi oturdu.

UYANANLAR

On dört dakika kaldı. Saat 01.14, uyanış saatimiz. Gerçi ben gediklilerdenim, bana saat uygulaması kalkalı uzun zaman oluyor. Yeni gelenlere rehberlik…

BEŞ PARA ETMEZ RENKLER

Harabe binanın bodrum katındaki atölyesindeydi. Ona göre tavanda, diğer insanların ayakları altındaki camına yağmur damlaları vuruyordu ama o umursamıyordu….

AKVARYUM

Eve döndüğünde gururla karışık bir sevinçle sarıldı annesine Salih. Maide Hanım’ın yüzüne sevinçten ziyade, bir rahatlama ifadesi oturdu.

SONRADAN

Sis bilhassa inmiş Haydarpaşa’ya, diye düşünüyor Feride. Samimiyetsiz gülüşleri, uzak sarılmaları, tedirgin bekleyişleri örtmek için. Yorgun yüzler arasında…

KIYMET ÇAĞRISI

Bir gün, yıllarca başının üstünde duran bir çatıya şükredeceksin deseler inanmaz ve gülerdim. İçinde bir sürü anı ve acı biriktirdiğim bu çatı altına,…

KARAR

Pancurları açtım. Sonra camları. Temiz hava hücum etti odaya. Gün ışıl ışıl. Dün arsadan giden kalasların yeri belli. Necati arkadaşlarını alır gelir belki…