Günlerden perşembeydi. Dışarıda yaşlı bir kadın pazar arabasını çekerek ilerliyordu. Kaldırımlar ıslaktı. Pencere camındaki buğuyu sildi. Derin bir nefes…
Gözlerim sürekli Rocky ve Cambaz’ı arıyordu. Kalabalıkta birbirimizi kaybetmiştik. Yalnız kalmıştım. Kızgın ve öfkeli sesler, sarmıştı sokağı. Bu kadar…
Güneş, her gün işkence için doğuyordu. Başka bir açıklaması olamazdı. Bu lanet kasabanın tepesinde doğsa ne, batsa ne? Birkaç haftadır buradayım. Ne kadar…
Ben ne vakit oturup, çocukluğumun kahramanı olan bu adamla içsem kızmakla hüzünlenmek, ağlamakla gülümsemek arası kalırım. Vazifem, durmadan susmak, anlattıklarını…
Sessizlik, toprağa düşen tüy gibi iniyordu geceye. Bahçedeki koca servilerden en bodur olanının gözyaşı gibi, beyaz, küçük bir tüy yavaşça ulaştı yere….
“Efendim, hanımefendiler, beyefendiler! En güzel günlerin canıgönülden sizlerin olmasını dilerken, efendim… Bakın şu elimde görmüş olduğunuz kalem, aslında…
Yaşlı bir tavuk gibi aksak ama telaşlı adımlarla verandaya çıktı. Başını hiç çevirmeden, gözünün ucuyla bahçe duvarının ardına baktı. Sabah namazı kılındı…
Eylülde bu sıcak… Aslında tam küfürlük de annem izin vermiyor. Sık ve koyu yeşil yapraklı, ulu cevizin gölgesi düşüyor üstüme. Edith Hamilton’ın Mitologya’sı…
“Aynalarım var. Türlü türlü, renk renk aynalar… Güzelliğinizi başkalarından evvel size söyleyecek, nice sırlar öğretecek aynalar. Mandrake’den el almış,…
Koyu mavi. Uçsuz ve bucaksız. Sonsuz. Kumların kolları var. Belki de dev bir ahtapottu beni aşağı çeken. Tüm bunlar hayal de olabilirdi. Hatırlamıyordum….
Sokağın sonunda oturan arkadaşı Hümeyra’nın evinden henüz çıkmıştı ki onu gördü. Sol yanına attığı çantası ağırlıktan düşecek gibi duran postacı, bisikletiyle…
Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Yol kenarında durmuş set hâlinde metrelerce uzanan ormana bakıyorum. Uçları birbirine kenetli yüksek karaçamların altlarında…
Aslında işin en garibi soğuk bir kış gününde başladı. Son dakika haberlerindeki o vahim olay babamı ağlattığında ileride bir gün bunun beni de ağlatacağını…
İnsanların tanımadığı kişilere güler yüz gösterme gereği duymadığı günlerden biriydi. Sefer, uyanmamak için direniyordu. Çünkü işten eve gece üçte dönen…
Ter kokusuna bezenmiş otobüse adımını attı. Cümlenin üstünü çiz. Otobüs ter kokusuyla mı güzelleşiyor sanki? Ter kokusu sinmiş otobüse adımını attı. Çiz!…
Ölüm artık kadın için bir ihtiyaç olmuştu. Bunu fark ettiği an hiç şaşırmadı. Korkmadı da. Hatta nedendir bilinmez tüm benliğini bir huzur kapladı. Gözleri…
Koltuğu öne çekip perdeleri sonuna kadar açıyorum. Biliyorum evin düzeninin bozulmasını eskiden beri sevmezsin ama görmeni istiyorum. Bak, kar her yeri…
Daha demincek birisi çıktı şu kapıdan. Onun yemek yediği masayı yenice temizledim. Yarım bıraktığı ekmek dilimini, pasajın kedisine, et suyuna bandırıp…
Mutsuzluğumun sebebi boynumda asılı duran brandaydı. Ona çarptıktan sonra gün ışığından bana kalan ölgün sarıydı beni hasta eden. Sokak lambası ile aydınlandığında…
“Deli danalar gibi dönüp durma evin içinde.” dedi annem. “Nasıl yani.” dedim. “Dananın delisi de mi olurmuş?” “Olmaz mı, sen bizim köydekileri gör hele.”…
İkiz kardeşini bodruma kilitlemek zorunda kaldığından beri kâbuslarla boğuşuyor Celal. Bilal’i kilitlemesinden kısa bir süre sonra başlayan bu kâbuslarda…
İşten çıkmış yorgun adımlarla evine doğru yürüyor. İnsanları gözlemlemeyi, konuşmalara kulak kabartmayı çok sever. Hayatın içinden kesitleri hafızasında…
Bugün bitiyor anne, tüm acıların, tüm yorgunluğun hepsi üzerine dökeceğim köpüklü suyla akıp gidecek. Gülsuyu damlatacağız beyaz omuzlarına,tertemiz olacaksın….
Balkona tünemiş üç tombul güvercine benziyorlar. Benzetme bana ait değil, Korhan’a. Karşı apartmandaki komşularla dalga geçiyor ama onların beğenisinden…
Bir ömre yetecek kadar susmuştum. Saçlarımda çiçekler gezdiren bir gökyüzüm olsun istiyordum. Şenlikli bir mahallenin feri sönmemiş renkli çocuğu olmak…
Onu ancak ben anlatabilirim, büyülü sözlerimle. Herhangi birinizi suçlayamam da bu yaşlı adamın yüzündeki derin kırışıklıkların farkında değilsiniz diye….
Hem zihnimi hem bedenimi sarmış sayısız örümcek ağını kararlılıkla yırtıyorum. Tembelliğimi yırtıyorum. Yazı masamın başına geçip defterimin üzerine eğiliyorum….
Bu sabah yolum; konteynerlerin az olduğu ve ev çöplerinin haftanın birkaç günü apartman önlerinden toplandığı semtlerden birine düştü. Şeffaf poşetin içinde…
Beşinci ve son el oynanıyordu artık, masada sadece Bekir ve Bayram kalmıştı, bir de iki bin civarında bir para. Sarımsı loş ışığın altında iyice terlemişti…
Ölenle birlikte, ölenin yaşı da oracıkta donarmış, hem tarih konulsa da insan unutmayınca hiçbir rakamın ehemmiyeti olmazmış. Cenab-ı Allah böyle buyurmuş,…
60’lı yılların başında, geniş tarlalar kıyısında, yemyeşil bir bahçe içerisinde, sırtını hızar işletmelerinden birine vermiş, önünden ince bir derenin…
Herhangi bir saatte kapının çalınması yalnız yaşayan bir adam için sürpriz sayılırdı. Sürprizlerden hiç hoşlanmaz. Mercekten baktı, tanıyamadı. Yine de…
Sevda mutfağa geldiğinde öksürük sesleri devam ediyordu. Hiçbir şey demeden Haydar’ın hemen karşısındaki sandalyeye oturmuş, buz gibi gözlerle etrafı izlemeye…
Ufak tefek, belli belirsiz kahverengi lekelerden oluşan ayna gibi parlayan keli, girişinde buğday uzunluğunda siyah kıllara sahip kocaman kulakları ve…
Gerçeküstü bir müzedeyim: Hatıralar Müzesi. Tamamen boş, eşyasız, tek katlı bir yapının içindeyim. Odasız, koridorsuz, büyük bir kare alanın tam ortasındayım….
Sırtımı yaslayacağım daha sağlam bir yer bulamadığımdan olsa gerek, Üsküdar sahilindeki bu soluk renkli belediye bankına kurularak denizden geçen trenleri…
Aynaya yansıyan yalnızlığına baktı. "Bugün kaç yaşına giriyorum?" diye düşünürken parmakları beyaz saçlarını avuçladı. "33." Duyduğu bu sayıyla içi ürperdi….
Her sabah olduğu gibi güneş, ışıklarını sık ağaçların arasından, yatağının dayandığı pencere camına serpiyor. Yatağını odanın doğuya bakan cephesine özellikle…
Beş yıl evvel bir şiir yazdım. Her şiir gibi özel birineydi. Bugün hiç utanmadan, gittim o şiiri başka özel birine verdim. Bende tıpatıp aynı hisleri uyandıran…
Taze yanmış bir eylül ormanından geçip eve döndüm. Dün kulübenin duvarına çarpan martı kanepenin üstünde ölmüştü. Çıkarken bıraktığım hamsilerin yüzüne…
Söyleşiye yetişmek için koşar adım yürümeye başlıyorum. Yağmur ağır ağır çiseliyor, adımlarımı hızlandırıyorum. Bu havada ağır ağır yürümeyi, yağmurda…
Salih'in yemek randevusu umduğundan da iyi geçmişti. Şehrin hemen dışındaki lüks restoranda, antrenörü Tarık Hoca'sıyla beraber katıldığı bu yemekte sponsor…
Sabah olmak üzere, yine uyuyamadım. Mentollü sigaramın tadı yok. Hiçbir şeyin eski tadı yok. Sevişmenin ya da yağmurda yürümelerin. Zehir doldu içim diyorum,…
Odanın kokusunu alamıyorum. Ses yok. Işık safran sarısına yakın. Ilık mı sıcak mı serin mi umurumda değil. Kimsin sen? Bana çok yabancı, bana fersah fersah…
Yusuf, kömür tozlarından kararmış sarı iş eldiveninin dışı ile alnından akan ter damlalarını sildi. Bir anlığına dinlenmek için durdu. Kazmasına dirseğini…
Güneşin altın sırmalarını bu serin bahar gününde mavilerinde konuk etmiş gökyüzü, şehri selamlıyordu. Bucaksız göklerin mavilerinden istifade etmiş denizlerin…
On dört dakika kaldı. Saat 01.14, uyanış saatimiz. Gerçi ben gediklilerdenim, bana saat uygulaması kalkalı uzun zaman oluyor. Yeni gelenlere rehberlik…
Harabe binanın bodrum katındaki atölyesindeydi. Ona göre tavanda, diğer insanların ayakları altındaki camına yağmur damlaları vuruyordu ama o umursamıyordu….
Bir gün, yıllarca başının üstünde duran bir çatıya şükredeceksin deseler inanmaz ve gülerdim. İçinde bir sürü anı ve acı biriktirdiğim bu çatı altına,…
Pancurları açtım. Sonra camları. Temiz hava hücum etti odaya. Gün ışıl ışıl. Dün arsadan giden kalasların yeri belli. Necati arkadaşlarını alır gelir belki…