YAZMANIN VE YARATMANIN BİLİNCİNDE BİR EDEBİYAT TUTKUNU: VUSLAT ÇAMKERTEN

Vuslat ÇAMKERTEN, ODTÜ Felsefe Bölümünden mezun olmuş daha sonra İstanbul Bilgi Üniversite’sinde İşletme Bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. Kurumsal bir işte çalışıyorken yazma tutkusu ağır basmış ve bu yöne eğilmiştir. Öyle ki her şeye sıfırdan başlamak üzere tüm fazlalıklardan kurtularak Toronto’ya gider. Edebiyat yolculuğunda pek çok zorlukla karşılaşmış ancak mücadeleden hiç vazgeçmemiş. Yazmak ve yaratmak için, hali hazırda bizi yalnızlaştıran, baskılayan engellemek isteyenlerle savaşmak için bu yola çıkar. Üstelik bu yolculuğa sizleri de “Küçük Romancı Atölyesi” adlı Youtube kanalıyla davet ediyor.

Yazmak isteyenler için “önce bir öykü yaz” algısı, durumu maalesef var. Oysa sizin ilk kitabınız bir roman. Böyle bir algı hissetiniz mi? Küçük Romancı Youtube kanalınızdan takip ettiğim ve bazı dergilerde gördüğüm kadarıyla öykü de yazıyorsunuz, bu iki türü ele aldığımızda sizce aralarında nasıl bir fark var?

Ben her zaman uzun soluklu bir hikâyenin içinde yaşamak, bir roman yazmak peşindeydim. Hikâyeleri seviyorum, öyleyse onların içinde mümkün olduğunca uzun kalmalıyım diye düşünürüm. Öyküler de yazıyorum fakat romanın hazırlığını, havasını, sancısını, bittiğinde ele avuca gelmeyen ama yine de mükâfatların en büyüğüymüş gibi hissettiren o yoğunluğu bir başka buluyorum. Bundan iyi bir öykü çıkar diye yakaladığım fikirlerle heyecanlanırım ama bu duygu, bir roman yazarken yaşadığım o şeytani hissin üstüne çıkmadı hiç.

Önce bir öykü yaz, diye bir algı olduğuna katılmıyorum, varsa da kuşkusuz yanlış bir kanıdır bu. İyi öykü, iyi roman, iyi yazar vardır ya da silahı ateşleyen şairler vardır ama yazmak isteyen biri için önce şunu yazmalısın gibi bir durum yoktur.

Yazmak isteyen, kendi durumunu kendisi ortaya koyar.

Kitabınız “Ona Çok Benziyorum” Nilay ve Mustafa’nın nezdinde bugünün gençlerinin de sorunlarına değinen bir eser. Bir dergi çıkarırken bu hayalin başında yaşananlar neyse romanda da benzerleri yaşanıyor. Kendi yaşamınızda da bu gibi zorluklarla karşılaştınız mı?

Edebiyat da bir sektör ve kendi koyu ormanınızda yazdıklarınızı ya da bin bir emekle ürettiklerinizi (bir dergi gibi) başkalarına sunmaya, başkalarıyla da paylaşmaya kalkıştığınızda çıplak ayakla otobana çıkmış gibi olabiliyorsunuz. Yaprakların üstünden ziftin ölü soğuğuna… Bu anları benim de yaşadığım oldu. Dergicilik anlamında değil ama yazdıklarımın yayımlanma, okurla buluşma safhalarında özellikle. Böyle zamanlarda bir an önce ve en az hasarla, o koyu ormanıma yeniden çekilmeye can atarım. Romanda, Mustafa da bunu yapıyor.

Romanda karakterleriniz, artık hayatta olmayan ünlü yazar Remzi Bayburtlu hakkında bir söyleşi yapmak için karısı Tülin ile iletişime geçiyor ve onunla bir yakınlık kurmaya çalışıyorlar. Tülin Bayburtlu, dergileriyle ilgili Nilay ve Mustafa’ya ve özellikle yazarlık tutkusu yüzünden Mustafa’ya yardımcı oluyor. Siz de insanları yazma konusunda teşvik edip yalnız bırakmamaya özen gösteriyorsunuz. Küçük Romancı Atölyesi ile Youtube kanalınızda da bunu yaptınız.

Peki, siz hiç yalnız kaldınız mı?

Elbette kaldım. İnsan, özellikle yolun başındayken yazdıklarını okutmak için iyi bir göz arıyor, yanında güvendiği birini istiyor, bu çok insani ve haklı bir arayış. Öte yandan, yazarlar ve sanatçılar yazarken, yaratırken daima yalnızdır. Mühim olan bu yalnızlığı lehinize çevirerek ondan kendiniz için uçsuz bucaksız bağımsız bir ova yaratmak. Yalnızlık bir yandan arınmayı, özgürleşmeyi de beraberinde getiriyor. Başkalarının değerlerinden, baskılarından ve yeterince yalnız kaldıysanız eğer, kendi kendinize yarattığınız çemberlerden bile kurtulursunuz. Etrafınızda sizi çok fazla destekleyen, sırtınızı sürekli pışpışlayan birileri varsa oradan kaçmanız da yararınıza olur.

İlk dosya konumuz “Ev.” Sizi uzun süredir takip ediyorum. Ev içerisinde asla boş durmayan biri var, neler yapıyorsunuz?

Çocukluğumdan beri bir battaniyenin altına girdiğim anda bile her şeyin bambaşkalaştığını hissetmişimdir. O kapanma hissine, yalnızlığıma, kendimle baş başa olmaya hep ihtiyacım oldu; ev benim için böyle iyileştirici bir kabuk. Evime dönmeyi hep özlerim. Evde neler yaptığıma gelince, yaratıcılığımı, ruhumu besleyecek şeyleri öncelikli tutarak planlı programlı çalışmayı severim; rutinlerim, ritüellerim vardır, bunları önemserim ama kendime tatiller vermeye de bayılırım. Şu sıralar ikinci romanımı yazıyorum. Aynı zamanda bir illüstratörüm ve günümün neredeyse yarısı resim yapmakla geçiyor.

Yazarlık sizin için bir meslek mi? Başka bir mesleğiniz var mı? Kısacası yazarak yeni dünyalar yaratmak bu dünyada aç bırakıyor mu, yoksa genç bir yazar hayatını idame ettirebilecek kadar kazanıyor mu?

İyi bir metin yazmanın verdiği doygunluk hissini başka şeyde bulamıyorum, bu anlamda ruhumu ilk önce o doyuruyor ve keşke tam tersini söyleyebilseydim ama yazdıklarımla hayatımı kazanmam mümkün değil. Yazarlık benim için bir meslekten ziyade yapmadan duramadığım bir varoluş biçimi. Yazmak dışındaki diğer işim illüstratörlük. Ve öte yandan, bir felsefe mezunu olarak çocuklarla felsefe atölyeleri yapıyorum.

Küçük Romancı Atölyesi’ni sürdürürken yazar adayları ve genç yazarlar size metinlerini gönderiyorlardı. Eleştirilerinizi çok önemsiyorlar. Peki, siz kendi metinlerinize nasıl yaklaşıyorsunuz? Beğenmedim deyip yeni bir hikâye arayışına mı girersiniz, yoksa mevcut hikâyede değişiklik yapmayı mı tercih edersiniz?

Beğenmediğim bir metnin üstünde, o metni sonunda beğeneceğim hale sokana kadar çalışırım. Örneğin, fikir güzel ama anlatım akmıyorsa, o fikri bir başka türlü anlatmayı denerim. Ama fikrin kendisi de yeterince iyi değilse, artık her şey tümüyle çöpe gitmeli, bunda üzülecek bir şey yok, aksine daha iyisini yazmanın yollarını aradığınız için içiniz müsterih olmalı.

Sizi takip eden birçok genç olduğunu bilerek soruyorum bu soruyu. Gençler ne yapsın? 🙂

İçlerindeki dirimsel çekirdekle bağlantılarını hep canlı tutsunlar. Yazmak, yaratmak istiyorlarsa kim ne diyor diye düşünmeden ve dinlemeden devam etsinler. Mutlaka bir yolu bulunur.

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş