TARİFSİZ BİR TUTUNAMAYAN: ÖZ YOLCU

Korku, hüzün kabuğu; bir güzel kaynaşsın aman!
Ha ha ha ha ha! İçine bitti çiçeği, biraz veda otu katasın aman!
Ha ha ha ha ha hatta biraz hırçın, bir tutam çetrefil aman!
Ha ha ha ha ha! Bin dermana dert geliyor, biraz daha sabret ölelim!
Ha ha ha ha ha! Hapşu!
Çok yaşama!
(Sen de gör!)
Rahat ve iyi öl!

İnsanın hakikati değil tutunmasını ya da tutunamamasını belirleyen. İnsanın hakikatine yüklediği değer, elzem. Yani hakikat insanı seçiyor diye insanın da hakikati seçmesi şart mı? Yani hakikat, insanı seçmeseydi artık yahut hiç seçmeseydi insan ne kaybederdi insanlığından?

Hakikat seçer, büyülü bir güçle
İnsanın karşılığı cılız bir kilit
Dertleri kendinden ağır bir yükle
Nasıl dayanır onca açık lahit?

Anlatmaya çalıştıkları vardı Öz’ün, bir de zamanla yitirdiği tüm anlamlar… İnsanlardan gördü. Dünyaya çok fazla anlam yüklemeye çalıştı, gerçek karşısında bir mum gibi söndü. Öyle ya, mum gibiydi Öz bir zamanlar. Hani, nerede o eski şevkler, heyecanlar, okumalar? Hepsi şimdi, hatırlanası bir çöptü. Her gün onları süpüren, lahit bekçisi insanlar…

Tamam! Hadi, insanlar lahit bekçisiydi. Bu, onların hüküm giymeme yöntemiydi. Kendi lahitini tutanlar ne olacak, peki? Kim soracak onlara hislerini?

Söylesene, kim anlayacak onları? Sorularım cevapsız kala kala, kaybolacak duyguları.

Hakikatin oyununu çözemez insan
Bulamaz anahtarı, çaldığı bir kapıda
Elinde kalacak tek şey ihsan
Onu da yitirirse hapsolur zamanda

En başa dönersek? Ya kendi lahitini tutanlar da tuttuğunu “sanıyorsa”? Ya, sahip oldukları lahitler tek varlıkları değilse, çok şeye sahipseler ama az şeye sahip olmanın verdiği hissiyatı tek varlıkları “sanmışlarsa”? Tıpkı benim az önce kurduğum anlamsız cümleler gibi anlamsız bir hayatları yoksa? Yani, bunca anlamsızlığın sebebi hakikat değil de kurdukları sanılarsa? Sahi insan, neden uğraşır? Yaşayamayınca… Peki ya, uğraşmak için yaşamıyorsa?

Elde kalan daima gizli saklı bir oyun
İnsan ve varoluşu arasında çizgi
Boş tabaklı konuklar, içeriye buyurun
Masaya geçin, görün ziyafeti

Bu, her gün tekrarlanan “son akşam yemeği”. Bitmek bilmez, ucu bucağı kestirilmez bir yolculuk hikâyesi. Bu Öz’ün kendisi, Zamansız’ın efendisi. Kemâl’i tanımayanlar için “cılız bir Kemân” sesi. Her gün karnını doyuranlar, en özel tarifleriyle sofrada. Öz, Kemân ve Zamansız şimdi, “tarifsiz” bir sofada…

Elde bir kitap: “Tutuklunun Günlüğü”
Fonda bir şarkı: “Mahur”

Öz: Baylar! Bugün burada yalnızlığımızın yirmi üçüncü yılını kutlamak için bulunuyoruz. Öncelikle davetime icabet ettiğiniz için size şükranlarımı sunarım.

Kemân: (Nağmelerle söyler.)

Hiç fena bir başlangıç,
Yapmadın ey güzel dostum.

Ne fena! Bir kırlangıç,
Almadın ey özel dostum.

Zamansız: Rüzgârı bekleyen yapraklar gibiyiz şimdilerde. Ömrümüz, en şiddetli rüzgârların etkisinde. “En” şiddetli de olsa gelen rüzgâr bizim rüzgârımız değil demek ki… Başka türlü neden böylesine yalnız hissederdik ki?

Öz: Hayır, değil! Bizler sahip olduğu yalnızlığa sığınanlarız. Bir rüzgâr gelir, bir rüzgâr geçer ve bizler yapraksız kalırız. Hayat bizi yapraksız bıraktığından değil, yapraklarımızın dökülmesinden “çok” korktuğumuzdan böyledir.

Kemân:
Hiç fena değil, birçok sözün.
Hiç fena değil, gören gözün.
Ah! Ama böyle hayat olur mu ki?
Ne fena! Maksadı nedir Öz’ün?

Zamansız:
O, böyle konuşamaz.
Senin gibi şakıyamaz.
Biraz olsun düşünseydin
Maksadı, hâlinden cambaz!

Öz: Baylar! (Yavaşça sazını alır.)

Anlatmak bıçağını,
Koymuşlar ah gönlüme!

Kanamak merakını,
Bozmuşlar ah zihnimde!

Sazım teli titrer derin,
Sözlerimi de derin.

Susamak meramını,
Sunmuşlar ah dilime!

Kemân:
Hakikat bildiğini alır elinden güç
Öyle bir yerde kalırsın, şaşarsın hâline
Hayat, susuz kalmış bir hörgüç
Doldum sansan da yok olursun kendinde

Zamansız: Kendimizden yok ola ola yine kendimizle nasıl kaldık? Elimizde yokluk kalmalıydı oysa? Anlamsız bir varlığa, nasıl vardık?

Öz: Belki de varmak istedik? Kurmaya çalıştığımız tüm hakikatleri, sanı belledik?

Kemâl: Bunu yaparken de kendimizden verdik. Baylar! Biz çok değiştik!

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş