TOKA YOK GÜNÜ

Kadın, telefonu omzuyla yanağı arasına sıkıştırdı. Özgürlüğüne kavuşan elleriyle kızının kıyafetlerini giydirmeye çalışıyordu. Küçük kız, uyku mahmurluğuyla huysuzlandı. Hâlinden memnun olmadığını belli etmek için abartılı bir şekilde sızlandı. Okul üniformasının üstünü başına geçirirken başı kıyafetinin yakasına sıkışıp kaldı. Daha da mızıldandı, sanki tüm suç annesininmiş gibi annesinin kolunu çekiştirdi. Telefon neredeyse düşecekti. Kıyafetin üstünü hızla çekince küçük kızın kulakları yakaya daha da sıkıştı. Canı yandığı belliydi, küçük kulakları kızarmıştı.

“Ödevlerini neden yaptırmadın? Öğretmenlerine sen hesap vermiyorsun, ben veriyorum!”

Hadi kızım, haydi, diye söylendi ve kızın elinden tutup alacakaranlık koridordan geçip mutfağa girdiler. Çocuğu masaya oturttu. Tost makinesine ekmekleri koydu. Bir bardak sütü çocuğun önüne bıraktı ve “İç haydi!” dedi. Çocuk gönülsüzce içmeye başladı.

Kadın, aspiratörü açtı ve bir sigara yaktı. Derin bir nefes çekip dumanını aspiratöre üfürdü. Sonra bir nefes daha… Adamın konuşmasını sabırla bekledi. Dinlediği söylenemezdi, yanıtlarını bildiği soruları sormayı bırakalı uzun zaman olmuştu. Nezaketen beklediği söylenebilirdi, hatta kendine biraz olsun zaman tanımak ya da bir nefeslik sükûnet armağan etmek içindi. Adam “Abartıyorsun!” dediğinde sabrı tükendi.

“Abartıyor muyum? Sen dalga mı geçiyorsun benimle? Her işini ben yapayım tüm hafta; sen hafta sonu gezdir, eğlendir çocuğu. Bu çocuk okula gidiyor, sen farkında mısın? Ödevleri var, her hafta sonu yapılması gerekiyor. Matematikten 65 aldı yazılıda! Daha çarpım tablosunu ezberleyemedi! Hafta sonları gelince ne diyor biliyor musun? Ödev yok günü!”

Adam, gayet sakin bir sesle kendini savunmaya başladı.

Zaten haftada bir iki gün gördüğünden, onu da eğlenerek geçirmenin doğru olacağından, her şeyin okuldan ibaret olmadığından söz etti.

Kadın, sigarayı tezgâha ucu dışarıda kalacak şekilde bıraktı ve tost makinesindeki ekmeğin içine peynir koyup tüm gücüyle bastırdı. Peynirlerin eridiğine kani olunca tostu çıkardı ve peçeteye sarıp kızının eline tutuşturdu. Çocuk gönülsüzce bir ısırık aldı tostundan. Yavaş yavaş çiğnemeye başladı. Lokmayı ağzında yuvarlayıp duruyordu.

Kadın, sigarasını alıp aspiratörün başına geçti. Uzayan kül, göğsüne düşüp dağıldı. Külü iki fiskeyle silkeleyip adamın sözünü kesti.

“Bak, sabahın köründe senin saçmalıklarını dinleyecek gücüm yok! Her boku da bilme, tamam mı? Biraz sorumluluk al, senden başka hiçbir şey istemiyorum! Sen çocuğu gezdirip eğlendirdiğin için iyi baba oluyorsun, ben ödevini yap deyince kötü anne oluyorum. Bundan çok sıkıldım artık! Her şeyi üstüme yıkmandan usandım!”

Çocuğun saçı tostunun üstüne düşmüş, ikinci ısırığında lokmayla beraber ağzına girmişti.

Kadın, sigarasını eviyeye attı ve “Haydi kapatıyorum ben, seninle laf yarıştıramayacağım! İşim gücüm var benim!” deyip telefonu kapadı ve hızla kızının yanına gitti. Bir tutam saçı, kızın ağzından çekip çıkardı. “Of kızım ya, bir bak etrafına!” dedi ve odadan hızla çıktı ve elinde lastik tokayla döndü.

Kızının arkasına geçip saçlarını toparladı ve lastik tokayı saçına geçirdi. Çocuk huysuzlanıyordu, ağzındaki lokma büyüdükçe büyüdü. Acıyor, dedi annesine. Eliyle annesinin elini itti. Saçını annesinin ellerinden kurtarmaya çabaladı. O direndikçe kadın daha da çekiştiriyordu saçlarını, bir tutam elinden kaçınca onu toplamaya çalışırken diğer taraftan bir tutam daha tokadan kaçıp gidiyordu. Yüzüne gelen tüm saçları tek bir yerde toplayıp tokaya hapsetmek istiyordu. Kız yine “Acıyor!” diye sızlandı ve kadının elini bileğinden tutup onu durdurmaya çalıştı. Kadın, kızının elini silkeleyip saçlarını tek avucunda topladı. Bir kuşu sımsıkı yakalamış gibiydi, kaçmasın diye avucunu açmaya korkuyordu. Tokayı hızla geçirip iki kere sardı. Üçüncüyü sararken küçük kız elindeki tostu masaya attı ve sessizce ağlamaya başladı.

Kadın ne olduğunu anladığında hemen kızının yüzünü avuçlarının arasına aldı ve çocuğa baktı. Açık ağzında yutamadığı lokma hamuru görünüyordu. Gözyaşları domur domur dökülüyordu. Omuzları sarsıldı, bu kez çığlık çığlığa ağlamaya başladı. Kızına sımsıkı sarıldı kadın. Birlikte ağladılar. Küçük kız, ağladıkça yatıştı. Annesinin koynunda acı acı iç geçirdi. Kızının yüzünü kaldırıp baktı. Sabahlığının yeniyle kızının gözyaşlarını sildi. Yanaklarından öptü uzun uzun. Sonra kızının saçından tokayı çıkardı. Saçlarını karıştırıp bir güzel havalandırdı. Saçlarını öpüp kokladı.

Kızının yüzüne bakıp “Bugün toka yok günü.” dedi gülümseyerek. Tostu çocuğun eline tutuşturdu, “Haydi kızım tostunu ye, okula geç kalacaksın!”

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş