ÖLÜ NAL SESLERİ

cümlelerin sonunu getiremiyorduk
oysa biri diğerini kırabilirdi
ve sen bunu bilmiyordun
damarlarına ağır bir beklemek çökmüş gibiydi

gözlerin uzak sularında zamanın sıralı
kangren olmuş ölmeyi bekliyordu acılarımız
kimin cümlesi önce kırılacaktı
bir eşikten öbürüne geçilmiyordu
düşüyordu süngümüz

oysa ben
tövbeler akıtıyorum teninde sabaha kadar
yastığının izi sıcak hâlâ
uykular yarım yamalak
yüzün eski bir ayrılık şimdi

ruhum soyulmuş
ört üstümü
içimdeki atları uyandır
bıktım
gözlerin vurdu mu
bıraktığın soyu
çağır kinimi
kazıdım taş namına ne varsa
bir avuç toz bana kalan
boğazım düğüm
boyandı ellerim
göğüm kan dolu

ellerim düğüm
sesin kararmış
lambaları yak
üşüdüm
oysa ne ara nasırlaştı zaman sevgilim
içimdeki atları uyandır
susadım

bir cümle kaç yerinden kırılabilirdi
ve akrep kaç kez sokardı yelkovanı
düğümlerimiz nerede
içimdeki atları uyandır
bağlandım

çatılardan sarkardı gülüşlerimiz
eskiden
yalnızlığın yol olurdu
güneş henüz bu kadar yakmazken
zor değildi göğsünde sarısıcak kalmak
ve yürümek toprağında
tenim asılmış gecenin duvarına
bir kapıya mıhlanmış adım
dua dua dua
içimdeki atları uyandır
kaçamıyorum

gün yüzünü döküyordu
böyleydi
zaman akıl işiydi
deliler beklemezdi gideni;
annem öyle derdi
vurulmuş kaburgam
cümlem kırık

içim
ölü
atlar
mezarlığı
uyanmıyor
ala
boyanmış
nal
ses
leri

ala
boyanmış
içim
uyanmıyor
atlar
ölü
nal
ses
le
ri…

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş