Bilinen bir düzlemden, ezberlenmiş bir düzene atıldı bedenlerimiz. Kimimizin ruhu bedenine dar geldiğinden başıboş bıraktı et yığınını. Kimimizin de cuk diye oturdu ruhu bedenine; ama bu sefer de aklı firari oldu. Doğum-büyüme-ölüm sırasını takip edip düzensizliği görmezden gelinen düzene devam ederken hep bir arayışta olduk. Uyuduk, rüyalarda uçurumlardan düştük; kaçtık, kovaladık belki de yakalandık. Bulamadık! Uyandık, akrep ile yelkovan arasına sıkıştık, paçamızı kurtarmaya çalıştık. Bulamadık! Bir lokma ekmek tattık, kimimiz doymadan kalktı sofradan. Bulamadık! Bir yudum suyun berraklığına bakındık. Bulamadık! Dost selamıyla sarıldık, sıcacık sohbetler yudumladık; gel gör ki burada da bulamadık! O kadar kendimiz değildik ki daha ne aradığımızı bulamadık! Kendine bak insan! Hislerinle ruhunun içine, kalbinin labirentlerine, zihninin kıvrımlarına bak! Bulmak istediğin sen isen eğer gözlerini, kulaklarını yalan dünyaya kapat.
































































































































































































