Çünkü / Fotoğrafta çıkmak / Çoktan ödünç almış oluyor onu.
edip cansever, ilkyaz şikâyetçileri
doğuştan doğulu bir sesle yüksek cümleler doğuruyor gün
anlıyorum
kalkıp işgalci varlığına heykelsiz ve heyecansız bir düzen veriyorum
-yanılgıyı kılıflamak biçiminde de işitebilirsin-
ve hesaplıyorum hevesimi dolduramayan ışık gölgeni
hissediyor musun, ekşi bir ekosistemdeyiz
akşamaldatan kuşlarla barışık
içimdeki basınç birkaç alçaklığını ölçüyor
-bir albümün en yeşil yerinde alageyikler öldürülüyor-
kus kus kusmak üzereyim
ekşi bir ekosistemdeyiz, hissedebilirsin
gün’ü yalnızlıkla tanıştırıyorum
ya da senin yokluğunla
kekeliyor ve acısından artan kelimeleri -kimseye görünmeden-
doğuştan yol olan bir yolun doğusuna fırlatıyor
güneş kanıyor
güneşten damlayan kan çukurlar oluşturuyor göğsümde
birinci çukurda endişeli bir ev eşyası gibisin
-eşya olduğunu hep gizlemiştim senden-
şimdi zamanı mıdır, zaman uzak’ı daha da uzaklaştırırken
lamba itiraf ederken sandalye olduğunu
koltuk itiraf ederken duvar saati olduğunu
görüyor musun eşyalar da dönüşmeye başlıyor gezdiğimiz kentlerde
en çok gezdiğimiz kentlerde, görebilirsin
-yüzüme bakıyor, gözleri soğuklar arası bir bakışla ruhumu alıp
kar’ın boşluğundaki kars’a götürüyor-
-kalbine bakıyorum, gözlerim güller arası bir aşkla ruhunu alıp
göller güzelliğindeki ısparta’ya götürüyor-
ikinci çukur yok, üç de… çukur birdir ve bir olana aittir
göm beni, diyorum ‘bir olan’a
hiçbir şeyi düzenlemedim, hesaplamadım
anlamadım hiçbir şeyi
kırarsan yeniden doğmak sayacağım, duru bir evrende seni bulacağım
sadece alageyiklere bir çift kanat bağışla, kırabilirsin
































































































































































































