I.
bana giderken değil
bana dönerken değil
360 derece değil
180 derece hiç değil
matematik değil
edebiyat değil
illa yedi son kez yedi
hep yedi değil
bana kal isterim
sendekileri de kabul ederim
bağrıma basmak benim işim.
“canım uyuyorsun” dedi ablası
“uykunda konuşuyorsun mırıl mırıl”
“ha pardon
uyandırdım mı”
“yok uyumadım daha”
“ne dedim”
“bilmem.
anlaşılmıyor pek uyurken ne dediğin
hoş uyanıkken ne dediğin de pek anlaşılmıyor”
kahkaha attı kardeş
sonra yastığı ablasının başına attı
abla yastığı geri attı
anneleri içerden bağırdı
“sessiz oynayın.”
oysa onlar hiç öğrenemediler
sessiz oynamayı
sessiz yaşamayı
sessiz sevmeyi
ev sessiz ol diyordu
sokaklar bağır
büyükler dur diyordu
sokaklar koş
öğretmen diyordu öğren
tahta diyordu yaz
‘yaz’ dedi tahta
üç kere yedi
beş kere sekiz
biraz gandalf
biraz pastane markiz
biraz blake
biraz nihilistiz
“uykunda konuşuyorsun yine
Susar mısın artık
yarın sınavım var”
“tamam abla” dedi
yorganı alnına kadar çekti
“seni seviyorum”
“ben de seni seviyorum”
biraz linchiz
biraz kriz
biraz yokuz
biraz varız
biriz bazen
bazen hiçiz
birbirimizi çok severiz
II.
sinemaya gideriz
filmler seyrederiz
filmleri severiz
“salona girerken hava aydınlıktı abla
zaman kayması gibi bi şey bu”
döneriz eve
ranzamıza yatarız
ikimiz de rüyamızda aynı filmin
aynı sahnesini görürüz
birdir bilincimiz
altına gömülürüz
altlı üstlü yattığımız
ranzayı verdiler eskiciye
ayrı eve çıktım çünkü ben
şehir değiştirdim
oda sana kaldı
ayrı ayrı gittik sinemalara
ayrı şehirlerde
rüyamızda aynı filmlerin
aynı sahnesini gördük
baktığımız her yerde
biraz gollum vardı
biraz sméagol
biraz bilinç işçisiyiz biraz hırs
neler gördük filmlerde
biraz aşk biraz kin
biraz varoluş biraz giz
biraz bilinciz
eskisi kadar olmasa da
altına gömülürüz
annemize anlatırız rüyamızı
“rüyada yüzük görmek
hayırlı yoldur” der
yola çıkar birbirimize gideriz
kardeşlik ne güzel şey
kıymetlimmss
III.
Yürüyorlar
Koşuyorlar
Duruyorlar
okuyorlar kitaplar
anlatıyorlar birbirlerine bissürü şey
susuyorlar
yol bitti mi bitiyor kitap da
daha çok dışarda kalmak için
eve yolu uzatıp gidiyorlar
kitabı koyuyorlar rafa
bir süre
susuyorlar
yeni kitap için rota düşünüyorlar
kızıltoprak sahile koşuyorlar
yeni kitap
‘özgürlük’ diyor
‘yol’ diyor
‘bağımsızlık’ diyor
abla derin bir iç çekiyor
“gideceğim ben”
“gittiğin yerde başka sokaklar da bulur muyuz”
“buluruz”
“yeni kitapçılardan yeni kitaplar da alır mıyız”
“alırız”
“git o zaman
alışır mıyız zamanla”
“belki uzun zamanda”
“uzun kalma abla,
abla?”
































































































































































































