Projeksiyon: Değişmekle olunmaz ama tüm olanlar, değişenlerdir
Kemâl: “Olmak ya da olmamak, baylar!” Bugün burada olmamışlığımızın 23. yılını “anmak” için bulunuyoruz. Ve korkarım ki bu yalnızca iki kişilik bir gösteri! Artık zamandan demir almak günü geldi.
(Belindeki silahına davranır Kemâl,
meçhule giden o geminin kalktığı limana giderler.)
(Önce Zamansız ölür.)
Zamansız:
İzleyin karanlık mürekkepleri:
Satırlara yetişemediğiniz her anda;
Onlar, kaybolanların izleri!
Onlar, tutunulmayan zamanda…
Gözleyin aydınlık sahifeleri:
Kitaplara erişemediğiniz her anda;
Onlar, varolanların izleri!
Onlar, geçkalınan zamanda…
Hissedin duraklık bölmeleri:
Anlamlara geçişemediğiniz her anda;
Onlar, sah’bolanların izleri!
Onlar, yokolunan zamanda…
(Kemân, eşlik eder Zamansız’a.)
Kemân:
Düştüğümüz mezardan bizi çıkarabilmeniz için
Tüm uğraşlarınız boşa, tüm çabalarınız geçkin!
Ne söyledi, neye inandı; geçin efendim, geçin!
Ben Kemân’dım, hoş bir tını olmak istedim;
Bir yalandım, bilsem de inanmak istedim.
Dünya: Kurulu değil, sadece iyilikle;
Güzelin anlamı mevcut yalnızca kötülükle.
Rüya: Şuurlu değil, sadece iyelikle;
Özelin anlamı mevcut yalnızca özgülükle.
Ben Kemân’dım, vardım yalnızca eğlenceyle;
Bir kalandım, düşünmek istedim görsem de.
Çözdüğümüz anılardan bizi çıkarabilmeniz için
Tüm hatırlarınız boşa, tüm planlarınız seçkin!
Ne dinledi, neye adandı; geçin efendim, geçin!
Ben Kemân’dım, hoş bir tını olmak istedim;
Bir yalandım, bilsem de inanmak istedim.
Anlatıcı:
Zamansız ve Kemân şimdi o gemide; gemi hiç yolcusu yokmuş gibi, sessizce…
Rıhtımda kalanlar Öz ile Kemâl, şimdi onlar anlatsın ve diller kalsın lal!
Öz: Ben kaldım, Kemâl!
Kemâl: Orada burada yaptığın ve eğlenceli sandığın popüler göndermeler işlemez burada!
Öz: Bunu sana ben demeliydim, bunlar senin özelliklerin.
Kemâl: Artık sen ben kaldı mı? Herkes her şeyi biliyor, herkes sırrın kıyısında!
Öz: O o kadar kolay değil, dur bakalım! Yine bir bilmece uydurursun ve karıştırırsın akılları?
Kemâl: Sorular cevapsız kala kala kayboldu duyguları!
Öz: Hemen de adapte oluyorsun ha!
Kemâl: İşim bu! Unuttun mu?.. Öz!
Bir hikâyedir bu: Özle Biçim arasında.
Bir hikâyedir bu: Tipleri karakter safhasında.
Bir hikâyedir bu: Kemâl nice hâllerde?
Bir hikâyedir bu: Aydınlığı örten gizli perde.
Zaman eder devir daim, bu nice hikâyedir?
…
Öz: Dikkatli oku, gör dost: Lirik bir bilmecedir!
Kemâl (Tebessüm eder.): Bu, bizim hikâyemiz aslında!
Öz: Ve korkuyorsun ki bu hikâye savrulur değişim rüzgârlarında?
Kemâl: En büyük hatayı yaptım, kabullenilmek için değişmem gerektiğini sandığımda.
Öz: Ve işte sen, sen olmaktan çıkmaya başladın o anda.
Çok değiştin be Kemâl!
Kemâl: Değişmeye mecbur bıraktılar ama? Nasıl mutlu olurdum yoksa?
Öz: En büyük hatayı yaptın, mutlu olmak üzere yaşadığında!
Kemâl: Şimdi mutlu değil miyim? Devam etmek istemiyor muyum yoksa?
Öz: Sence bunun bir manası var mı?..
Soruların cevapsız ve hayatın anlamsız kaldı!
Anlatıcı:
Öz ölürse Kemâl olmaz,
Biçimsizlik kalır elde.
Kalp ölürse ikmal olmaz,
Sevgisizlik kalır dilde.
Şimdi hikâye bitti,
Geriye düşünce kaldı.
Geldi de geçiyor, hadi;
Yeniden doğma zamanı!
































































































































































































