Ölüm artık kadın için bir ihtiyaç olmuştu. Bunu fark ettiği an hiç şaşırmadı. Korkmadı da. Hatta nedendir bilinmez tüm benliğini bir huzur kapladı (gözleri hariç). Çevresine huzursuz gözlerle şöyle bir baktı. Soğuk bir akşamdı. Tüm duvarların makyajı bozuk, suratları asıktı. Şehrin insanları sanki bu duvarlar tarafından yutulmuş gibiydi.
Kadın, nerede ölebilirim diye düşünüyordu. Tereddüde yoracak en ufak bir hareket yoktu üzerinde. Çok geçmeden de harekete geçti. Önce ince topuklu ayakkabılarını çıkardı ayağından. Çıplak ayaklarıyla soğuğa aldırmadan yere bastı, titremedi.
Yol kenarına doğru yürürken atkısını da çıkarıp attı. Kuru soğuk rüzgâr boğazını öptü. Gözlerindeki huzursuzluk da kayboldu böylece. Yanından geçen araçların davetkâr kornalarına aldırış etmedi. Çok yorulmuştu artık. İlk defa karşılıksız bırakıyordu bu çağrıları. Cüzdanındaki paraları da savurdu. Yorgunluğu da kayboldu. Artık ihtiyacım yok, diye düşünüyordu; ölmek için paraya ihtiyacım yok.
Yüzündeki makyajı ıslak mendille üstünkörü sildi. Şehri tepeden gören vadiye doğru yürüyor, yürüdükçe soyunuyordu.
Üzerindeki pardösünün cebinden antidepresan ilaçları çıkarıp attı.
O sırada telefonu çaldı. Ekranda “patron” yazıyordu. Bir anda tüm korkuları geri geldi. İlk defa titredi. Yanında yürüyen ölüm bir anlık uzaklaştı ondan. Kararsızlık baldırlarından kasıklarına kadar girdi. Üzerinde sanki şehrin bütün et parçaları tepinmeye başladı. Nefes almakta zorlanıyordu. Telefon çaldı… Çaldı… Ve sustu.
Kaldırıma oturdu. Ölüm tekrar yanı başına oturdu.
Önce numarayı sildi telefondan sonra da telefonu attı. Tüm cesaretini toplayıp ayağa kalktı.
Pardösüyü çıkardı üzerinden ve sokakta yatan bir kadının üzerine serdi. Siyah elbisesi vardı şimdi üzerinde. Elbiseyi çıkarmadan sütyenini ve külodunu da çıkarıp savurdu.
Sen sanıyor musun ki ölümden önce bürokratik yollar aranmamıştı? Artık ölüm kadın için bir ihtiyaç olmuştu.
Vadiye vardı. Çevrede kimsecikler yoktu. Yalnızca uzaklarda bir yerlerde birtakım araba gölgeleri vardı. Belki birkaç şişe bira yuvarlayanlar da.
Olağanüstü bir manzara vardı orada. Ölmek için daha güzel bir yer olamazdı sanırım. Elbiseyi de çıkarıp çırılçıplak uzandı. Ay ışığı morarmış meme uçlarına vuruyordu. Yanındaki ölüm, üzerindeydi şimdi.
Bir insan hiçbir yola başvurmadan sadece “isteyerek” ölebilirdi.
Kadın öldü. Ruhunu da çıkarıp attı üzerinden.
Az sonra uzaktan gölge bir araç yaklaştı. İçinden bazı başka gölgeler indiler. Ay ışığı altındaki ölü bedenin üzerine kustular. Sonra ay da çekildi üzerinden.


