YOL TALİMLERİ

savaş bitti herkes kendi kekemeliğinde
tahta atlar çekildi eskisine benzemeyen yüklerden
içtenlikle ve yan yana çekilmiş fotoğraflar
şehre düşen ilk yağmuru aramızdan bilmek gibi tanıdık ve uzak

zaman ödünç, ıslak ve sepya
ödünç günler geldi geçti katıksız olandan
ödünç, ne çok yüzümden düşen bin parçaya bezeli bir kelime
bazen sözlüksüz yaşlarla buğulanıyor inşirah

ne bu acele yoldan bu kadar uzakken
göğüs kafesinde her şeye yetişmek diye bir tren
ne çok vagon ve arkası gelmeyen dumanlar
onbeş onaltı yaşında çatlar mı insanın göğsü bu kadar
bu acemilik nasıl böyle sabra düşman

bir tenhalık tabela aramakla meşgul kalbin ikinci sorusu
güneşi arkamıza almışız resimlerde
müzik eşlik etmekten zehaba kapılmış kadar bin parça
kalbin ikinci sorusu var
aklımızdan düşen kekemelikten paramparça

suyun akışı ile ilk yağmuru ıskalıyor dalgınlıklarımız
yolun uzamasından kanın akmasına
küfrederken ses tellerine dokunan telaffuzlar
ödünç bu yaşamak kavgasından

kendi dünyasına çarpmakla meşgul bu ümit olmazsa seni neremde saklayayım
ikna ettim kalbimi, bu aramızda sır
eskisine benzemeyen yüklerden zincirleme aynılıkta
bir yol geçiyor aramızdan
hangi yöne ağıt yaksam öbürüne hep ekmeksiz çıktım
avuçlarımda sahipsiz bir güneş
adların değişmesi, akşamların devrilmesi
göğsümde çatlamanın hatırası
yaşsız bir zaman

fotoğrafçı vitrininde unutulmuş resimler yeniden başlamanın azığı
buğulu, taze yollar geçiyor aramızdan
tenha bir tabela alın yazısı
içtenlikle ve yan yana çekilmiş ağrılar ile
geçtim, geçemedim, kaldım, kalamadım,
yol hali, savaş hali, kalbin sepya hali
birazdan bir yağmur ve bir tren
bilmem ben zor zamanda konuşmasını

seni öpeyim.

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş