İki yalım geçer gece sözünden
ya rüyadır ya gölgedir
bu suzi bir gecenin çemberlerden geçmesi
çemberlerin içinden yüreğimin geçmesi
sesin topaklanması bir kelimede
sıçraması dilin sazlıklarına
sözün anlayışla sıkkınca çarpışması
kinlenerek dönmesidir kabul sürgülerine
tenim çekerdi dünya sebeplerini
duyardım ilmeğin toy arzusunu
ipliğin deseni kavrayışında
bir ucundan tutsam
hoyrattı ilk bükülüş
durmadan sökülürdüm
heves kabım olsun istedim
yağdıkça dolsun aklım
dalgaların aklına
ıslığından geçince ipeksi bir çağırış
kıyılarca adım olsun istedim
benim mendillerim senden yenidir
sana kaldı düşlerdeki çapağım
su alan bir yer var içinde, sesin titrekleşiyor
çok soğuk bu gece deniz söyledikçe ürperirsin
gök ve aşk aynı müphemlikten doğar
ben bilmemeyi sevdim cevapsa urgan
bir mavilik açarsam kirpiğin eğimine
ıslandıkça suya siner
serinliğimce bir reyhan
iki yalım geçer karanlık kükrer
ay gölgeye ay rüyaya seslenir
ben kumruların aklıyla seni arardım
can doğuran sunaklar için
suyu evimce abarttım
yaşam küçelerinde
her şeyi aramızda diye yazdım
dağ ya da başka bir şehir
bir üçüncüsü daha var nehir
o da bitiyor
ellerimle ovmuşum gibi bir sabah
ağrıyan güvercin seslerini
kendine bükülen bir kurbağa
nakış boyu sessizlikte sökülür
dünya bir telafi yeri değildir dedin
koştum yeni yerler bulmak için
bağışlanma korkusu,
ay kokusu gün bitti
gözyaşıyla gelinmemiş bir mahşer
şimdi dinlendiğim su
































































































































































































