BİR VEDA HAVASI

Buluntu Kutusu’nun önce adını sevdim, tanışmam sonradır.

Kaybettiklerimizi bulacağımızı söylüyordu dergi, doğru ya, bir buluntu kutusuna rastlarsak içinden ne çıkacağına dair hafif yollu bir heyecan duyarız. Sonra açar keşfetmeye başlarız içindekileri… Herhalde bundan, en çok da “İçindekiler” sayfasını sevdim her sayıda.

Çünkü o sayfa, zamanla yazarlara da aşina oldukça bir şarkıyı hatırlattı bana.

Candan Erçetin’in “Kırık Kalpler Durağı” şarkısını.

Kimse bedbaht değildi tabii, yanlış anlaşılmasın, tanıdıklarım gayet neşeli insanlardı. Ama şarkıyla “İçindekiler” sayfası arasında da bir bağ vardı.

“Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler…”

Dergiye yazanlar arasında, piyasalaşmış edebiyata karşı gönül kırgınlığı olanlar vardı; henüz görülmemiş, görünmemiş olanlar vardı. Tazecik bir hevesle yazanlar vardı. Kendini çekinerek gösterenler vardı. Azcık daha alışmışlar vardı. Bu çabaya hevesle eşlik eden daha deneyimliler vardı. Ha tabii, “şehir yalnızlıkları” çekenler de vardı.

Nitekim, “eteğindeki taşları dökecek” yazarlar vardı.

Şimdi veda havamızda da benim için yine aynı şarkı çalıyor.

***

Edebiyat iyisiyle kötüsüyle dergiler üzerinden okunabilir ve edebiyat, bir dergiler tarihi olduğu kadar dergilerin kapanış tarihidir de…

Dergi çıkarmak bir cüret; cüret eden eder, cüretkârlar arasına girer.

Kalanımız bu cürete şaşar, beğenir, beğenmez; zaten beğeniler de o kadar mühim değildir.

(Hangi beğeni, bir çaba ve cüretten daha kıymetli?)

Bu cüret epeyce çilelidir de.

“Kurumsal” dergilerin kiminin derdi olmayacak şeyler vardır bu yolda.

Kimler yazacaktır mesela? Yazılar istenir, söz alınır, sözler tutulmaz, son anda, hem de kendisine “Yazı ne durumda?” diye sorulunca “Yazamayacağım!”lar duyulur.

Tasarımını kim yapacak meselesi vardır, redaksiyonuyla kim ilgilenecek vardır ve bunlar her sayıda baştan vardır.

Maliyet zaten sorundur. Cepten yersiniz. Dağıtamazsınız, bin engel; duyuramazsınız, bin engel.

Ama her şeye rağmen bazı yazarların ve okurların hatıralarına girersiniz, sonradan olgunlaşacak kimi yazarların “ilk heyecanlarından” olursunuz, deneyimli olanların kolektif bir emeğe dâhil olmanın mutluluğuna vesile olursunuz. Sonra kitaplar çıkar, o dergide yayımlanmış bir öykü de girer o kitaba. Dergi kapanır ama kimi evlerin kitaplığında durursunuz. Dergi dediğiniz artık yoksa da nefes almaya devam eder…

***

Bu süreçte en kıymetlisi o kolektif emektir.

Elini taşın altına koyarsın. Yazı da yazarsın. Oturup redaksiyon da yaparsın, tasarıma da girişirsin… Hata da yaparsın elbet. Şanındandır.

Kadro daha geniş biliyorum, ben tanıdığım ikisinden bahsedeyim:

Didem Kazan’ın çabasına şahidim. Rotayı tutmakta Murat’a destek olmuştur;

rüzgar sert, imkânsızlıklar fena, sonra Didem’in sesi duyulur, yelken bi’ daha şişer. Omuz vermek mühim, Didem kararlı.

Sonra Kaan Beyoğlu: Yazmakla kalmadı, yeri geldi “Tamam ulan ben yaparım!” deyip tasarıma girişti. Sabahladığını bilirim, tanıyorsanız ve denk gelirseniz iki kadehten sonra sorun; isyan ede ede anlatacaktır, isyan ede ede yazar zaten. İsyan etmeyip yazı da yazmadığında ya balık yapıyordur ya Murat için sayfa tasarlıyordur. 🙂

“Kurumsal” dergilere yazmanın da bir marifet oluşuna itiraz etmem ama kolektif bir işin parçası olmanın kıymeti sonradan anlaşılır. “Ne çok alanım varmış.”lar başlar, bazen bir ölçüde saçmalama hakkı dahi ki bu hak oldukça önemlidir.

Kurumsal dergiler kendisine benzemenizi ister. Buluntu Kutusu gibi dergilerde ise dergi size benzemeye hazırdır.

Murat’ın zorlandığı ama inadına çalıştığı zamanların şahidiyim. Hatta sorunları aşmak için bazı önerilerimi ona söylediğimi de hatırlıyorum Hatta şöyle ifade edeyim, sorunları çözmek için “başka” bir şeyler öneriyordum; büyük dikkatle dinliyordu, teşekkür ediyordu, sonra yapmıyordu. Ama iyi de oldu. 🙂

Buluntu Kutusu böylece tavizsiz şekilde kendi rengiyle, yapısıyla, rüzgârıyla, yola koyulduğu gibi vardı limana.

Ve son söz de Murat’a.

Her şey için teşekkürler kaptan!

Şimdi…

“…içelim beraber
Yılların yorgunluğu geçene kadar”…

0

Görüşünü Paylaş

Bir duygu seçin... 🌟
Yorumunuz incelenmek üzere gönderildi. Teşekkürler!
Yorumlar yükleniyor...

Yazıyı Paylaş