Çıplak gözlerini sevdiğim dünya
sana bakmak için duyguları eskittim
eldivensiz dokunmak için
kıştan kaçtığım günler geride kaldı
göğsünde dişe diş kana kan
ovarak öksürüğünü şubatın
çam kokuyordum eridim
demir kapılarında çocukluğun
saç ördüm tokaları eskittim
düşündüm korkunun tüylenen gövdesini
iç yüzünün utangaç hatlarını eskittim
gül topladım her gece senin kâbuslarında
-gül toplamalı biri ötekinin kâbusunda
uyanınca o kişi o gülü aramalı
ve koklamalı o kaygının adıyla
çürüyen yaşam sütü, yağmaladığım deri
ödünç aldığım gözler
yeniden geldim o eski provaya
silahsız ve ulaksız bir hayretin atıyla
bu kış atkı örmedi tedbir boynuma
bu gerdanı böylece bıraktım kar altına
sesime taşınırken getirdiğim çatlama
hatırlattı bir azar gibi güzelliğimi
sonsuza yem topladı sonlu her aşk
güvercinler taşlıkta
terledim, göğsüm dar, bulutlar gri
o ve ben kanatlandık birbirimizin aklına
saçaktan bir buz kırıldı, uyandım provaya
-biri gül kokluyordu taşlıkta-
































































































































































































