10
26 içerik

TIKLA VE OKU

MEKANİZMA KURULDU

Hasır bir çizgide tattım aşılanmamış bir koruğu
Uykum fazla derindi ben de dam buladım gecelere
Bir ben olmamalıyım dedim tüm müfretler de eşlik etmeli -başvurunuz alındı-
Kaldığım yerden devam edemeyeceğiz ayrıca

TIKLA VE OKU

DIŞARISI

Günlerden perşembeydi. Dışarıda yaşlı bir kadın pazar arabasını çekerek ilerliyordu. Kaldırımlar ıslaktı. Pencere camındaki buğuyu sildi. Derin bir nefes aldı, sıcak nefesini cama üfledi.

TIKLA VE OKU

YAZ YARASI

Gözlerim sürekli Rocky ve Cambaz’ı arıyordu. Kalabalıkta birbirimizi kaybetmiştik. Yalnız kalmıştım. Kızgın ve öfkeli sesler, sarmıştı sokağı. Bu kadar insanın neden toplandığına akıl erdiremedim. Yanımdan geçen insanlar, bir şeyler söylüyordu. Çok uzakta bir ağaç incinmiş ve her şey böyle başlamış. Bu kalabalığın sebebi buymuş.
Bir ağaç için bu kadar kalabalık ve gürültü çok fazlaydı bence. Zaten yıllardır kesiyorlardı ağaçları, her yer betondan ibaret olmuştu. Ha bir eksik ha bir fazla. Ne olmuş kesilmişse, apartmanların gölgesine sığınmaya alıştık zaten ne gerek vardı bu kargaşaya anlamadım ki!
Saatin kaç olduğuna aldırmadan sokağa çıkan insanların sayısı artıyordu. Aklım hâlâ Rocky ve Cambaz’daydı. Onları bulabilmek umuduyla caddeyi dolduran insanların arasından sıyrılıp kaldırıma çıkmaya çalışıyorum. Ben bunları düşünürken birkaç adımdan sonra büyük bir koşuşturmaca başladı. Sokaklar birdenbire ıslanmıştı.
Kimi yere düşüyor, kimi yere düşenleri kaldırıyor, kimi de koşmaya devam ediyordu. Hızlıca kaldırıma çıktım, amacım oradan da arka sokaklara girip mahalleye gitmekti. Sırılsıklam olan caddeleri dumanlar sarmıştı. Önüme fırlayan insanlar gözlerini korumaya çalışıyordu. Yanındakiler de su ve limon diye bağırıyorlardı. Duman, su ve ses… Şehir bunlardan ibaretti bugünlerde

TIKLA VE OKU

VASİYET

Kiraz ağacının altına gömün küllerimi
Her baharda çiçek açacak kirazlarımı
Şiirlerimle dağıtın sıska çocuklara
Yerim yurdum bilinmesin

TIKLA VE OKU

ADAK

Güneş, her gün işkence için doğuyordu. Başka bir açıklaması olamazdı. Bu lanet kasabanın tepesinde doğsa ne, batsa ne? Birkaç haftadır buradayım. Ne kadar oldu hatırlamıyorum. Buraya gelirken çatıları aşan hayallerim yoktu.

TIKLA VE OKU

OLDU MU BE BABACAN!

Ben ne vakit oturup, çocukluğumun kahramanı olan bu adamla içsem kızmakla hüzünlenmek, ağlamakla gülümsemek arası kalırım. Vazifem, durmadan susmak, anlattıklarını kafamın içindeki kayıt cihazına üst üste kaydetmektir.

TIKLA VE OKU

TOKA YOK GÜNÜ

Kadın, telefonu omzuyla yanağı arasına sıkıştırdı. Özgürlüğüne kavuşan elleriyle kızının kıyafetlerini giydirmeye çalışıyordu. Küçük kız, uyku mahmurluğuyla huysuzlandı.

TIKLA VE OKU

KARARINCA ORGANİK

“Efendim, hanımefendiler, beyefendiler! En güzel günlerin canıgönülden sizlerin olmasını dilerken, efendim… Bakın şu elimde görmüş olduğunuz kalem, aslında bir ses kayıt cihazı. Ama nasıl oluyor?

TIKLA VE OKU

SON ATIMLIK KURŞUN

kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak;
öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak! Murathan Mungan

Çehov’un dediği gibi, duvarda bir silah asılıysa o silah mutlaka patlamalı.

TIKLA VE OKU

ZERK

Sana sarılırız gün boyu.
Sırf dudağından düşmesin diye o eğri harfler;
Dökülmesin diye uçları yaprakların.
Biz sana hergün uğrasak

TIKLA VE OKU

VAKTİDİR

“…bir şeylerin anlamsızlaşması çok kötü, bir şeyler dediğim fayda sağlayan sağlamayan, günah sevap ayırmaksızın her şey. Severek başladığım her şeyden tiksinerek ayrılıyorum bir şekilde.

TIKLA VE OKU

HOŞÇA KAL VARDİYASI

“Descansos ölüm mahallerini, karanlık anları işaretler ama aynı zamanda
çektiğimiz acılara duyduğumuz sevgilere notlardır. Dönüştürücüdür.”
(Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa Estes)
Bunu anlatmalıyım

TIKLA VE OKU

BİR VEDA HAVASI

Buluntu Kutusu’nun önce adını sevdim, tanışmam sonradır. Kaybettiklerimizi bulacağımızı söylüyordu dergi, doğru ya, bir buluntu kutusuna rastlarsak içinden ne çıkacağına dair hafif yollu bir heyecan duyarız.