Gözlerim sürekli Rocky ve Cambaz’ı arıyordu. Kalabalıkta birbirimizi kaybetmiştik. Yalnız kalmıştım. Kızgın ve öfkeli sesler, sarmıştı sokağı. Bu kadar insanın neden toplandığına akıl erdiremedim. Yanımdan geçen insanlar, bir şeyler söylüyordu. Çok uzakta bir ağaç incinmiş ve her şey böyle başlamış. Bu kalabalığın sebebi buymuş.
Bir ağaç için bu kadar kalabalık ve gürültü çok fazlaydı bence. Zaten yıllardır kesiyorlardı ağaçları, her yer betondan ibaret olmuştu. Ha bir eksik ha bir fazla. Ne olmuş kesilmişse, apartmanların gölgesine sığınmaya alıştık zaten ne gerek vardı bu kargaşaya anlamadım ki!
Saatin kaç olduğuna aldırmadan sokağa çıkan insanların sayısı artıyordu. Aklım hâlâ Rocky ve Cambaz’daydı. Onları bulabilmek umuduyla caddeyi dolduran insanların arasından sıyrılıp kaldırıma çıkmaya çalışıyorum. Ben bunları düşünürken birkaç adımdan sonra büyük bir koşuşturmaca başladı. Sokaklar birdenbire ıslanmıştı.
Kimi yere düşüyor, kimi yere düşenleri kaldırıyor, kimi de koşmaya devam ediyordu. Hızlıca kaldırıma çıktım, amacım oradan da arka sokaklara girip mahalleye gitmekti. Sırılsıklam olan caddeleri dumanlar sarmıştı. Önüme fırlayan insanlar gözlerini korumaya çalışıyordu. Yanındakiler de su ve limon diye bağırıyorlardı. Duman, su ve ses… Şehir bunlardan ibaretti bugünlerde